İkinci Beyin Bağırsak Florası ve Sağlığımıza Etkileri

0
214
İkinci Beyin Bağırsak Florası ve Sağlığımıza Etkileri

İkinci Beyin Bağırsak Florası ve Sağlığımıza Etkileri

Kat edilecek yol çok olsa da ustanın sözüne kulak vermek gerekir. Hipokrat şöyle demiş;

“BÜTÜN HASTALIKLAR BAĞIRSAKLARDA BAŞLAR, BAĞIRSAKLAR HASTA İSE VÜCUDUN GERİ KALANI HASTADIR.”

İnsan bağırsak florası bakteriler, virüsler ve mantarlar da dahil olmak üzere trilyonlarca hücreden oluşur. En büyük mikrop popülasyonları bağırsakta bulunur. Diğer popüler yaşam alanları cilt ve cinsel organları içerir. Probiyotikler, canlı bir şekilde ve yeterli miktarlarda uygulandığında insan sağlığına faydalı olan canlı bakteriler ve mayalardır. Sağlığınız için önemlidirler. Bazen ‘sağlıklı’ veya ‘iyi’ bakteriler olarak adlandırılırlar. Probiyotikler; ilaçlar, fermente edilmiş gıdalar veya bu bakterileri içeren gıda takviyeleridir. Probiyotikler canlı bakterilerdir ancak genellikle zararlı değildirler. Saklanmak suretiyle öldürülmezler (uygun bir şekilde saklandıkları sürece) ve etkili olmaları için mide asidine ve safra tuzlarına dayanıklı olmalıdırlar.

Prebiyotikler vücudumuzun parçalayamadığı ve emilemeyen yiyeceklerdir. Sağlıklı bağırsak mikroplarının büyümesini ve aktivitesini teşvik ederler. Bunu yaparak sağlığınızı geliştirebilirler. Sinbiyotikler, prebiyotikler ve probiyotiklerin bir karışımını içerir

BAĞIRSAK MİKROBİYOTA İÇİN GERÇEKLER

Beslenme ve diyet alışkanlığımız kısa süre içerisinde bağırsak florasını önemli ölçüde etkiler. Protein, doymuş ve doymamış yağlar, karbonhidratlar ve lifli besinler bağırsakta farklı bakteri türlerinin miktarını ve çeşitliliğini etkiler. Bağırsak mikrobiyotası bağırsaklarımızda yaşayan mikrop popülasyonuna bugün verilen isimdir. BM, 3 milyondan fazla genle (insan genlerinden 150 kat daha fazla) en az 1000 farklı türdeki bilinen bakteri türü dahil olmak üzere trilyonlarca mikroorganizma içerir. Bağırsak mikrobiyotasındaki mikroorganizmalar toplamda 2 kg ağırlığa kadar çıkabilir. Üçte biri çoğu insan için ortaktır, üçte ikisi ise her birimize özgüdür. Yani bağırsaklarınızdaki mikrobiyota, bireysel kimlik kartı gibidir.

İnsan vücudu yaklaşık 100 trilyon mikrop barındırmaktadır. Bağırsaklarda tüm vücuttan 10 kat daha fazla mikrop vardır. Mikrobiyal hücreler ve onların genetik maddeleri ile oluşan BM doğumdan sonra gelişmeye başlar ve bizle birlikte yaşarlar. Bu ilişki normal sağlık için çok önemlidir. Mikrobiyota beslenme, bağışıklık, beyin ve davranış üzerinde önemli etkilere sahiptir. ” Mikroflora dengemiz konakçı bağışıklık sistemini patojen tehdidine karşı daha hızlı tepki vermek için uyarır ve savunma mekanizmaları ile sindirim sistemini aşırı dışsal patojenler tarafından istila edilmesini engeller.” Bununla birlikte, BM’sı zararlı bakterileri ve diğer mikroorganizmaları da içerir.

BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI Kİ BU KİŞİYE ÖZEL EŞSİZ DENGE SAĞLIKLI OLMAK VEYA HASTA OLMAK ARASINDA BIÇAK SIRTI BİR DENGEDİR.

Araştırmalar da normal veya rahatsızlık veren bakteri popülasyonları ile hastalıklar arasında bağlantılar bulmuştur: Astım, otizm, kanser, çölyak hastalığı, kolitler, diyabet, alerjik hastalıklar, kalp hastalıkları, epilepsi, multipl skleroz ve obezite gibi. İkinci Beyin Bağırsak Florası ve Sağlığımıza Etkileri

İnsan mikrobiyomunun sağlık açısından aşağıdaki dört geniş alan üzerinde etkisi vardır.

  1. Beslenme
  2. İmmünite
  3. Davranışlar
  4. Hastalıklar

BESLENME

Yiyeceklerden vücudumuza enerji almanın yanı sıra, insanların besin maddelerini bağırsaklardan almasına yardım etmek için bağırsak mikropları gereklidir. BM bakterileri, örneğin et ve sebzelerdeki karmaşık molekülleri parçalamamıza yardım eder. Bağırsak bakteri yardımı olmadan, bitkilerdeki selüloz sindirilemez. YANİ İÇİMİZDEKİ BAKTERİLER OLMASA SEBZELERİ PARÇALAYIP VÜCUDUMUZA ALAMAYIZ.

Bağırsak mikropları ayrıca metabolik aktivitelerini kullanarak yemek isteklerini ve tokluk duygularını etkiler. Besinlerin parçalanması ile vücuda alınan enerji miktarı ve alınan besinlerin vücudumuzdaki metabolizma trafiği anlamlı oranda bağırsak bakterileri tarafından kontrol edilir. Bağırsaklarla beyin arasında kısa süreli ve uzun süreli açlık ve tokluk sinyallerini sağlayan önemli hormonlar vardır. Mikrobiyolojinin çeşitliliği, diyetin çeşitliliği ile ilgilidir. Çok çeşitli yiyecekleri deneyen daha genç yetişkinler, farklı bir diyet modelini izleyen yetişkinlerden daha çeşitli bağırsak mikrobiyotaları sergilerler.

BAĞIŞIKLIK

Doğumdan itibaren mikrobiyom oluşmaya başlar. İnsanlar ilk mikroplarını annelerinin serviksinin girişinden dünyaya gelişinde alırlar. Bu erken mikrobiyal misafirler olmadan, adaptif bağışıklık mevcut olmayacaktı. Bu etkileşim ile mikroplara nasıl tepki verileceğini öğrenen hayati bir savunma mekanizmasıdır. Bu şekilde hastalığa neden olan organizmalara daha hızlı ve daha etkili bir yanıt sağlanır. İkinci Beyin Bağırsak Florası ve Sağlığımıza Etkileri

Mikrobiyota ayrıca, mikroplara maruz kalma erken yaşlarda bozulduğunda gelişmesi muhtemel olan otoimmün rahatsızlıklara ve alerjilerle de ilişkilidir. Sindirim sisteminde vücudun en geniş lenf sistemi vardır. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz felsefesi ile bu kadar mikroorganizmanın olduğu yerde büyük yangın var demektir.

Besinlerden aldığımız katkı maddeleri, genetiği değiştirilmiş besinler, gıdalara katılan yağlar, şekerler, aromalar, emülgatörler, kimyasallar, tarımla gelen toksik maddeler ve çok daha fazlası bağırsaklar da önemli etkileşimlere girerek bağışıklık sistemi aracılığı ile yok edilmeye çalışılır. Bağırsaklardaki lokal savunmalar bakteri dengesizliği sonucu zayıf ya da yetersiz kalabilir ve vücudumuza birçok toksin kana karışarak birçok organa zarar veren bağışıklıkla ilgili reaksiyonların zincirleme tetiği çekilir.

DAVRANIŞLAR

Mikrobiyota, sindirime de dahil olan beyni etkileyebilir. Bu yüzden bazıları bağırsak mikrobiyotasını “ikinci beyin” olarak adlandırıyor. Bağırsak bakterisinin aktivitesi ile açığa çıkan küçük moleküller, gastrointestinal sistemdeki sinirlerin cevaplarını tetikler. Araştırmacılar ayrıca bağırsak mikrobiyomu ile depresyon ve otistik spektrum bozukluğu (ASD) gibi psikolojik bozukluklar arasındaki bağlantıları da gözlemlemişlerdir. İkinci Beyin Bağırsak Florası ve Sağlığımıza Etkileri

HASTALIKLAR

Bağırsaklarda düşük mikrobiyal çeşitlilik ya da faydalı bakterilerin azalıp zararlı bakterilerin artması obezite ve tip 2 diyabetin yanı sıra birçok bağırsak hastalığı ile ilişkisi kurulmuştur. Bağırsak mikrobiyotasının dengesi metabolik sendromla ilişkilendirilmiştir. Prebiyotikler, probiyotikler ve diğer takviyeleri dahil ederek diyetin değiştirilmesi bu risk faktörlerini azaltmıştır. Bağırsak mikropları ve genetikleri enerji dengesini, beyin gelişimini ve bilişsel işlevi etkiler. Mikrobiyolojiyi antibiyotiklerle bozmak, bir antibiyotiğe dirençli enfeksiyonlar dahil olmak üzere birçok hastalığa yol açabilir. Mikrobiyota ayrıca, hastalığa neden olabilecek dıştan sokulan mikroorganizmaların bağırsakta aşırı çoğalmasına karşı koymada önemli bir rol oynar, “iyi” bakteriler iltihaba karşı bileşikler üreterek “kötü” ile rekabet ederler.

BAĞIRSAK MİKROBİYOTA ÖNEMİ

Bağırsak mikrobiyotası diyet lifleri ve bağırsak mukus salgıları gibi sindirilemeyen maddelerin fermantasyonu için gerekli ortamı sağlar. Bu fermantasyon bağırsak ve organlar arasında metabolizmada önemli etkileri olan kısa zincirli yağ asitleri (KZYA) ve gazları üreten özellikli mikropların büyümesini destekler.

KZYA sadece bağırsağın kendi hücreleri için enerji sağlamakla kalmaz, kolon kanserinin önlenmesinde kabul gören mekanizmaları destekler. Glukoz işlenmesini ve enerji dengesini önemli ölçüde etkiler. İnsülinin etkilerini, karaciğerde değişik şekerlerin işlenmesini ve kas dokusundaki insülin etkisini de etkiler. Bağırsaklardan vücuda yayılan iltihabi sinyallerin baskılanmasına katkı sağlar. BAĞIRSAK BAKTERİ DENGESİZLİĞİ SONUCU VÜCUDUMUZA HASTALIK YAPMA POTANSİYELİ OLAN SİNYALLERİ ALIRIZ VE BESİNLERDEN ELDE EDİLEN ENERJİ DEĞİŞİR. Yani su içsem yarıyor dediğimiz belki de bakterilerim dengesiz her yediğim yarıyor demek olabilir.

BAĞIRSAK MİKROBİYOTA VE OBEZİTE

Bağırsak mikrobiyota, obezitenin gelişmesinde ve ilerlemesinde rol oynar gibi görünmektedir. Aşırı kilolu ve obez insanlarda yapılan çalışmaların çoğu, daha düşük bir çeşitlilikle karakterize bir flora ve bakteriyel dengesizlik (disbiyosiz) göstermektedir. Obez insanlardan gelen dışkı mikropları alan fareler (başlangıçta hiç mikrop içermeyen), sağlıklı insanlardan mikrop alan farelerden daha fazla ağırlık kazanır. Birleşik Krallık ikizlerinin büyük bir araştırması, Christensenella cinsi bakterinin kilolu kişilerde nadir olduğunu ve farelere verildiğinde ağırlığın engellendiğini bulmuştur. Bu mikrop ve Akkermansia gibi diğerleri, düşük vücut yağlanması ile ilişkilidir. Doğrulayıcı kanıtların çoğu fare modellerinden gelse de insanlarda uzun süreli kilo artışı (10 yıldan fazla) düşük mikrobiyota çeşitliliği ile ilişkilidir ve bu ilişki düşük diyet lif alımı ile daha da artmaktadır. Bakteri dengesizliği muhtemelen immün bozukluklar, değiştirilmiş enerji regülasyonu, değiştirilmiş bağırsak hormonu regülasyonu ve iltihabi mekanizmalar dahil olmak üzere çeşitli mekanizmalarla diyete bağlı obezite ve metabolik komplikasyonları teşvik eder.

BAĞIRSAK MİKROBİYOTASINA GIDALARIN ETKİSİ

Yüksek yoğunluklu tatlandırıcılar, şeker alternatifi olarak yaygın olarak kullanılırlar. Çok daha az kalori içermelerine karşı şekerden daha tatlıdırlar. Düzenleyici kurumlar tarafından “genel olarak güvenli kabul” edilmesine rağmen, bazı hayvan çalışmaları, tatlandırıcılar bağırsak mikrobiyolojisi üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini göstermiştir (sukraloz, aspartame ve sakkarin). İşlenmiş gıdalarda her yerde bulunan emülsifiye maddeler gibi gıda katkı maddelerinin hayvanlardaki bağırsak mikrobiyotalarını da etkilediği gösterilmiştir. Vegan beslenme, vejeteryan diyet, çiğ gıda diyetleri, glutensiz diyet ve düşük FOD-MAP gibi sindirim sistemine özel diyetlerle bağırsak florasına olumlu katkılar sağlandığı gösterilmiş ve hassas bağırsak sendromu (spastik kolit) gibi hastalıklarda bazı bulgularda iyileşme sağlandığı saptanmıştır. Özel diyetlerle ilgili kanıta dayalı daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

KONSENSUS VE BELİRSİZLİKLER

BİLDİKLERİMİZ

  • Probiyotik takviyenin insan sağlığı üzerinde yararlı etkileri vardır.
  • Bağırsak mikrobiyotası insan enerji metabolizmasını etkiler.
  • Diyet ve ilaçların bağırsak mikrobiyolojik denge (sayı ve çeşitlilik) üzerinde güçlü bir etkisi vardır.
  • Mikrobiyata dengesi kemoterapi ve immünoterapiye yanıtı etkiler.
  • Mikrobiyolojik flora gıdalara karşı glikoz cevabını tanımlar ve diyetleri kişiselleştirmek için kullanılabilir.
  • Diyet lif alımı bağırsak mikrobiyolojik bileşimini etkiler ve daha iyi bir sağlıkla ilgilidir.

BİLMEDİKLERİMİZ

  • Herkes probiyotik almalı mı?
  • Gıdada doğal probiyotikler, probiyotik takviyelerden daha mı iyidir? Onları önleyici almalı mıyız?
  • Hangi probiyotik takviyesi hangi hastalıkta kullanılmalı?
  • Probiyotik kullanımının süresi nedir?
  • Probiyotiklerin kanser için kullanımı nasıl olmalıdır?
  • Mikroplar yemek seçeneklerini ve iştahı etkileyebilir mi?
  • Gıda maddelerinde düşük doz antibiyotikler insan sağlığını etkiler mi?
  • Gıdalardaki pestisitlerin bağırsak mikrobiyomuna etkisi nedir?
  • Organik gıda bağırsak mikrobiyota için daha mı iyi?
  • Tüm yeni ilaçlar ve gıda kimyasalları bağırsak mikrobiyotalarında test edilmeli mi?          İkinci Beyin Bağırsak Florası ve Sağlığımıza Etkileri

Dr. Hakan GÜVELİ
İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı-Fitoterapi Uzmanı
BAU Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here