İzak Hason Emlak Danışmanlığı

0
275
İzak Hason Emlak Danışmanlığı

“Türkiye’de Stand-up’ta Cem Yılmaz, Grek Müzikde Fedon, Steak House’larda Nusret neyse, Emlakçılar Kralı da İzak Hason’dur”

Kolay değil, tam 25 yıldır bu sektörde! 15 yıldır Bağdat Caddesi bölgesinde sadece alıcı ve satıcıyı bir araya getirmiyor, aynı zamanda çok önem verdiği ilgi, alaka ve samimi yaklaşım ile her iki tarafa da yol gösteriyor. Çalışan değil; hepimiz aileyiz diye bahsettiği yol arkadaşları ile neler yaptı, yapıyor ve emlak sektörüne yönelik bilmek istediklerinizi samimi yaklaşımı ile Cadde Life okurları için paylaştı.

Cadde Life: İzak Hason Emlak Danışmanlığını biraz tanıyabilir miyiz? Sektöre nasıl başladınız?

İzak Hason: 1993 yılında Baltalimanı’nda yalı ve yalı dairelerin satışını yaparak sektöre adım attık. Ben bu işe başlamadan önce abime Baltalimanı-Yeniköy bölgelerinde ev arıyordum. Abime ev ararken bu yönde hizmet verenleri gözlemleme şansım oldu. Yüksek bütçeli emlak alım-satımı yöneten kişilerin ilgi, tavır ve yaklaşımlarını yetersiz olarak gözlemledim. Yaklaşımları samimi gelmiyordu. Bu yetersizlikle bu işler nasıl yapılıyor? şeklinde aklımda büyük bir soru işareti oluşmuştu. Bu soru işareti benim sektöre adım atmamı sağladı, diyebiliriz. İşe başlamamızla birlikte 1993-2003 yılları arasında 10 yıl boyunca Baltalimanı bölgesinde hizmet verdik. Daha sonrasında Nişantaşı ve Ulus bölgelerinde çalışmalarımızı sürdürmeye devam ettik. Baltalimanı, Ulus ve Nişantaşı bölgelerinde çalışırken iki önemli konuyu öğrendik. Birincisi, “Emlak işi, sokak içerisinde yapılmamalı” diğeri de “Hizmet verdiğiniz caddede birinci katın üzerinde yapılmamalı”. Bu deneyim, bizi Bağdat Caddesi’nde ofisimizi birinci katta oluşturmamıza itti. Bağdat Caddesi’ne ilk gelişimiz 4-5 yıllık bir franchise sistemi ile oldu. Şimdi, son 15 yıldır Bağdat Caddesi’nde birinci katta emlak ofisimizle hizmetlerimizi sürdürmekteyiz. Bağdat Caddesi’nin en hareketli bölgesi olan çarşı diye tabir ettiğimiz Göztepe ile Suadiye arası ve Fenerbahçe/Kalamış bölgesinde yer alan tüm cadde alanı, hizmet verdiğimiz ağırlıklı bölgedir. Yakın dönemde de aynı bölgede bir de dükkan açılışımızı gerçekleştirdik.

CL: Aynı bölgede ayrıca dükkan açmak fikri neden oluştu? Bu yönde neden yaptınız şeklinde sorular aldınız mı?

İH: Evet. Bu yönde insanlar bize aynı bölgede neden bir de dükkan açtınız diye sorularla geldi. Biz ofisimizde hizmet verirken aynı zamanda müşterilerimize kapıdan içeri hemen girebilecekleri imkanı vermek istedik. Bizi tanıyan ya da çeşitli dijital platformlarda ismimize rastlayanlar, dükkanımızı gördüklerinde algıda seçicilikle, ben bu markayı tanıyorum diyerek doğrudan bize yönelmekte. Önceden bize bu soruyu soranlar şimdi, biz de aynı zamanda dükkan açmalıyız şeklinde düşüncelere girmiş durumda. Bu da doğru bir strateji izlediğimizi bize göstermiş oldu. Diğer yandan biz aynı bölgede yoğunlaşıyoruz. Sadece net bir bölgede olmanın gücüne inanmaktayız. Doğru bölgeyi, güçlü bölgeyi belirlemeniz ve orada ofisiniz ile, dükkanınız ile, afiş çalışmalarınız ile yer alıp bölgeye odaklandığınızda siz oranın lideri konumuna geçmiş oluyorsunuz. Bu size, aynı zamanda müşterilerinize kaliteli hizmet vermenize de olanak sağlamakta.

CL: Hangi alanlarda hizmet vermektesiniz? Her türlü emlak danışmanlığına ilgileniyor musunuz?

İH: Lüks konut, dükkan ve ticari ofis ağırlık olarak çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Arsa tarafındaki işlere girmemizi isteyenler de olmakta. Ben 25 yıldır bu işin içindeyim. Tüm iş hayatımda arsa tarafında olmadan lüks konut, dükkan ve ticari ofis çizgisinde yer aldım. Belirli bir bölgede hizmet vermenin, o bölgeye odaklanmanın işin kalitesini artırmaktan bahsetmiştik. Aynı şekilde hizmet alanında da belirli bir hizmet alanında durmamız bizim lüks konut, dükkan ve ticari ofis alanlarında kaliteli iş çıkarmamıza ve marka olmamıza olanak verdi. Şu an bölgemizde lüks konut, dükkan ve ticari ofis alıcı-satıcıların hepsi öncelikle bize mutlaka uğrar.

CL: Emlak sektöründe bir tarafta büyük markalar bir tarafta mahalle emlakçıları diye adlandırdığımız işletmeler bulunmakta. Siz emlak sektöründe marka olmanın önemi hakkında ne düşüyorsunuz?

İH: Size bahsettiğim gibi; bu sektöre adım atmamda en önemli karar, iş yapılırken gördüğüm ilgisizlik, tavır yanlışlığı ve samimiyetsiz yaklaşımlardı. Kesinlikle marka olunmalıdır. Ancak burada marka olunmalı derken sadece  büyük isim küçük isim olmasını kast etmiyorum. Marka açısından önemli olan güvenilir ve dürüst olmak. Siz bir mahallenin emlak işi yapan konumunda da olabilirsiniz. Verdiğiniz güven ve yaklaşım sizin o bölgede marka olmanızı sağlayacaktır. Biz de emlak ofisleri ile zaman zaman iş yapıyoruz. Büyük tanınmış ofislerle de tanınmamış ofislerle de iş bağlantılarımız oluyor. Ancak marka kaygısı olmayan, marka stratejisini oluşturmamış emlak ofislerinin davranışları ve yaklaşımları özellikle kaparo konusunda sıkıntıların oluşmasına sebebiyet veriyor. Maalesef; emlak arayan ya da satan ile emlak ofisi arasında bahsettiğim marka stratejisini en azından kültürünü benimsememiş yaklaşımlar nedeniyle mahkemelik süreçleri oluşmakta. Hizmet alacak müşterilerle şunu öneririm; bir firmanın marka ismi olması önemli değil; önemli olan marka değerini koruma alt yapısını sağlayan, marka kültürüne sahip firmalarla çalışmalarıdır.

CL: Emlak sektöründe alıcı ve satıcı konumundaki müşterilerinize nasıl ulaşıyorsunuz? Elinizdeki hem emlak portföyüne hem de yatırımcı portföyünüze nasıl ulaşıyorsunuz?

İH: Bir çok kanaldan tarafımıza ulaşılmaktadır. Günümüz dünyasında sizlerin de bildiği gibi emlak sektörüne yönelik güçlü dijital dünya platformları bulunmakta. Bu platformlar, belli ciddi rakamlara ulaştı. Bu durum her önüne gelen portföyün oraya atılmasını engelledi. Bir çok meslektaşım buna tepki verse de biz yanlış bulmuyoruz. Çünkü bu platformların değeri artmış durumda. Müşteri binlerce emlak listelerini araştırma yerine, daha net, daha verimli emlak ile karşılaşmış oluyor. Biz bu kanallarda olmayı doğru buluyoruz. Yine bulunduğumuz bölgede afiş çalışmalarımız ile lanse ediyoruz. Diğer yandan bilinen bir marka olduğumuzdan ofisimize ve dükkanımıza doğrudan kapıdan gelen müşterilerimiz her zaman bulunmakta. Çalışma yaptığımız müteahhitlerin bazıları tarafından bize tahsis edilen satış ofislerimiz de bulunmaktadır. Bu yine aynı bölgede olmanın değerinin bize verdiği bir avantajdır. Uzun süredir beraber çalıştığımız 25 kişilik ekibimiz, tüm bu kanallardan bize ulaşan müşterilerimizle bire bir ilgilenmektedirler.

CL: Uzun süredir çalışan bir ekibiniz olduğunu öğreniyoruz. Bu ender rastlanan bir durumdur. Bu çalışan bağlılığını nasıl oluşturdunuz? Bunun sebebi nedir?

İH: Beraber çalıştığım ekibimdeki herkes benim için danışmandan, çalışandan ziyade bir yol arkadaşıdır. Bizim şirkette bir patron yoktur. Şirketimizde sadece en tecrübeli biri olarak onlara yol gösteren bir kişi vardır. Şirketimizde benden daha tecrübeli biri olduğunda ben de daha tecrübeli birini izlemiş olacağım. Bizim firmada belki klasik olacak gerçek bir takım çalışması, takım dayanışması vardır. Biz firma olarak beraber sosyal aktivitelere çok önem veriyoruz. Sosyal aktiviteler arkadaşlığı güçlendiriyor. Yapılan işlerde mutlaka sorunlar, halledilmesi gereken problemler çıkabilir. İşte gerçek arkadaşlığı ekip yakaladı mı, kendi içinizde bunları hızlıca çözebilirsiniz. Bilgi alışverişleri çok daha hızlı olur. Ekibimizdeki herkes için burası çalıştıkları bir yer değil, kendi iş yerleridir. Bu yöndeki sinerjimiz, enerjimiz müşterilerimize kalitede, ilgide ve tavırda olumlu olarak yansıyor. Mesela; işini yürüttüğümüz çok değerli bir projemiz var; İskele Park Residence projesi. Bu projemizde başarı ile ilerledik. Yine bunun sebebi işini kendi işi olarak gören, arkadaş ortamında çalışan ekibimizin enerjisidir.

CL: Bahsettiğiniz proje hakkında Cadde Life okurları için bilgi verebilir misiniz?

İH: Projenin ismi, İskele Park Residence’dır. Caddebostan iskele sokak’da (Barlar sokağı olarak da bilinen) yer almakta. Projeye çok inandığımız için projeyi hemen portföyümüze ekledik. İnanmamızın en büyük sebebi ise; Bağdat Caddesi’ nin tüm heyecanın, enerjisinin tam merkezinde olup aynı zamanda binaların konumlandırma planı ile bina sakinleri için sessiz bir alan oluşturması. Binalar sokağın 30-50 metre gerisinde konumlanmış durumda. Projede dükkanların üstüne bina yapılmak yerine, dükkan ön tarafa getirildi. Binalar da dükkanın belirli mesafe gerisinde, iki bina yan yana olacak şekilde oluşturuldu. Akıllı bir tasarım çalışması ve proje konumlandırması ile bina sakinleri hem şehrin merkezinde oldular hem de merkezden uzaktaymış gibi sessiz bir konuta sahip oldular. Projede 140-256 m2 konseptinde daireler bulunmakta. İzak Hason Emlak Danışmanlığı olarak bu projenin tüm satış süreçleri tarafımızda. Yaklaşık yedi aylık dönem içerisinde satışları sürdürdük. 33 dairelik projede son iki daire kaldı. Bu projenin en değerli dükkan satışını da gerçekleştirdik. Şuan kiralama süreçlerini de yürütmekteyiz. Proje değerli bir proje olduğundan ilgi yüksek. İnsanlar gerek konutları kentsel dönüşüme geçtiğinden dolayı gerekse daha değerli bir konuta sahip olmak için bu projeden yer almak istiyorlar.

CL: Kentsel dönüşüm demişken biraz da kentsel dönüşümden konuşmak istiyoruz. Özellikle Anadolu Yakası’nda  kentsel dönüşüm hızlandı. Bu konuda şikayetler de yüksek. Sizin kentsel dönüşüm hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

İH: Ben 1991 yılında büyük Erzincan depremini yaşamış biri olarak en önemli konunun oturduğumuz binanın sağlamlığı olduğunu düşünmekteyim. Artık yeni kentsel dönüşümde yeni yapılan binalarda 6-7 kat daha fazla çelik ve 4 kat daha sağlam beton kullanılmaktadır. Kentsel dönüşüm yapılan binalarda yeni yönetmelik bunları zorunlu kılıyor. Evet, kentsel dönüşümden dolayı inşaat alanların yarattığı rahatsızlık şikayetleri bize de geliyor. Ancak binaların sağlamlaştırılması bu tür rahatsızlıklardan çok daha önemli. Deprem riski Anadolu Yakası’nda daha yüksek olduğundan bölgemizde hızla başlamasını doğru bulmaktayım.

CL: Kentsel dönüşümün aynı zamanda şehir planlamasını da düzelttiğini düşünüyor musunuz?

İH: Bence doğru ilerlenmekte. Kentsel dönüşüm ile birlikte binalar aynı hizaya getirilmiş durumda. Eskinden yaşanan plansızlık, kentsel dönüşüm ile birlikte bir düzene oturmuş durumda.

CL: Biraz da sektöre ve sektörün ekonomisine dönersek, inşaat sektörünün durumunu nasıl buluyorsunuz? Ekonomide yaşanan dalgalanmalar sektörü nasıl etkiledi? İlerleyen dönemleri nasıl gözlemliyorsunuz?

İH: 2015 yılında Armağan Çağlayan’ın sunmuş olduğu bir TV programına katılmıştım. Programda ilerleyen dönemlerde (bu dönemi kast ederek) fiyatların %35-%40 oranında fiyatların ineceğinden bahsetmiştim. Bana bu düşüncemle ilgili kimse inanmamıştı. Şuan geldiğimiz noktada fiyatlarda %35 -%40 oranına varan bir gerileme oldu. O dönem için her bir ev 33 yıllık kira karşılığı (yani bir evin  kira karşılığını 12 ay ve 33 yıl ile çarptığınızda çıkan rakam satış değeridir) üzerinden satış değerindeydi. Ben o zamanlarda bu değerin 20-22 yıl olması gerektiğini iletmiştim. Şuan ki satışlarımız 24-25 yıldır. Bugünkü satış rakamımız doğru mudur? diye evin kira değerini 12 ay ve 25 yıl ile çarpıp ölçüyoruz. Çoğu satıcı bunu kabullenmek istemez. Yıla bakılmaz, konumu farklı şekilde itirazları olmuştur. Ancak konumu zaten kirada farklılık oluşturur. 24-25 yıllar ortalamada olan, normal daireler içindir. Bağdat Caddesi’nin tam merkezinde bu rakamlar 30 yıla, deniz görme durumuna göre 35 yıl, villa veya yalı olması durumunda 40-45 yıla kadar çıkabilir. Tabii ki bunlar yeni konutlarsa geçerlidir. Bugün Avrupa’da Amerika’da ortalama konut 18 yıl ile çarpılırken nasıl olurda Türkiye’de 24-25 yılla çarpılabilir? Aslında son dönemlerde gelinen fiyatlar bir balon etkisi ile oluştu. Ben ilerleyen günlerde 24-25 yılların 20 yıllar çevresine oturmasını beklemekteyim. Müteahhitlere önerim; yüzde 40’ın altında bir projeye girmemelerdir. Kat sahiplerine de önerim; bölgesinde proje yapan, bölgeyi bilen,  kaliteye önem veren müteahhitlerle çalışmalarıdır.

CL: İstanbul geneline baktığımızda  yatırım değeri açısından Anadolu Yakası nasıl bir sıralamadadır?

İH: Son 5 senede Bağdat Caddesi eski değerini yitirdi. Ancak önümüzdeki 4-5 senede eski değerini yakalayacağını bekliyorum. Çünkü Bağdat Caddesi tarafında da kentsel dönüşüm başlayacak. Binalar yenilecek ve doğal olarak bina altı dükkanlar da yenilenmiş olacak. Markalar da bu yeni binalara girince önümüzdeki dönemlerde %20 oranında bir değer artışı sağlanacaktır. Talebin artışı ile 4-5 sene sonra boş dükkan bulamayacağımızı ön görmekteyim. Bağdat Caddesi İstanbul’un gözde caddelerinden biri olmaya devam edecektir.

CL: Peki, bu yenileme geçişindeki yaşanan hazırlık süreci, önemli bir ticaret sirkülasyonu olan Bağdat Caddesi’ni olumsuz etkiler mi?

İH: Öncelikle Bağdat Caddesi’nde fazladan bir kat verilmemektedir. Olandan fazla kat çıkılmasına müsaade edilmemektedir. Bu süreçte  Bağdat Caddesi’ nin yenilenmesi ve kalite düzeyinin sağlanması için fazladan bir iki kat daha verilmeli mi? düşüncesindeyim.  Ancak orada da tedirginliğim, New York gibi büyük binalar arasında kalır mıyız ? endişesi. Hem yaşanabilir bir alan hem de ticareti zenginleştirmesi açısından bir veya iki kat müsaade edilebilir. Geçiş süreci ile ilgili olarak da;  dolar ile kiralama yapan ya da kiraya veren  her iki tarafta dolardaki hareketlilik nedeni ile ne yapmalıyız? diye bizi aramakta.  Bizim önerimiz doları sabitleyip kiracıların çıkmamasıdır. Her iki tarafın önlerini görebilecekleri bir anlaşma yapısı olmalıdır. Buradaki ticaret devam edilmelidir. Bu süreci, hem kiraya veren hem kiralayan beraber kazanacakları bir modelde oldukları zaman rahat atlatabiliriz.

CL: Sektöre yönelik sizce dolar kuru ne kadar sabitlenmelidir?

İH: Doların 4,5 olarak sabitlenmesini önermekteyim. Bu yönde bir sabitleme olmazsa ya da mal sahipleri dolar artışından dolayı dükkanlarını kiraya vermek için beklemede kalırlarsa, enerjisini yitirmiş bir cadde durumuna doğru gideriz. Eninde sonunda hepimizi olumsuz etkileyecektir. Bu bakımdan ortak bir dolar kurunda el sıkışılmasını doğru buluyorum.

CL: Anladığımız kadarı ile siz bu olumsuzlukların olmaması adına ve sektörün ilerlemesi için de ikna edici rolünde bulunuyorsunuz, değil mi?

İH: Yüzde 50’ sini ikna edebiliyoruz diyebilirim. Çünkü nesil farklılığından kaynaklanan bakış açısı sorunu oluşuyor. Çünkü belirli kesim hayatı boyunca gayrimenkullerini aynı düzeyde ve alışık oldukları şekilde kiraya vermişler. Fakat artık dünya genelinde şartlar farklılaştı. Bu noktada yine eskisi gibi vermek için bekleyenler, aslında caddenin değerinin düşmesinde olumsuz etki oluşturuyor.

CL: Bağdat Caddesi’nin İstanbul’un diğer caddelerine göre konumunu nasıl buluyorsunuz? Cadde’nin popülerliği daha da artar mı?

İH: Ben 15 senedir Bağdat Caddesi’nde iş yapıyorum ancak 35 senedir Bağdat Caddesi’ndeyim. Bağdat Caddesi’ nde gezen ya da ticaret yapanlar bu bölgenin halkıdır. Sadece  hafta sonları civar ilçelerden gelenlerle bölge halkı dışında kişilere rastlayabilirsiniz. Burada ticaret, çoğunlukla bölge halkından ve zaten bu civarda oturan kişilerden oluşmaktadır. Bağdat Caddesi bir İstiklal Caddesi  gibi kozmopolit bir yer değildir. Ancak yakın zamanda Bağdat Caddesi’ nde metro yapımları tamamlanacak. Bu gelişim, caddenin trafiğini artıracak mı yoksa yine bölge halkının geldiği bir nokta mı olacak görmüş olacağız. Yine bazen düşündüğüm Bağdat Caddesi trafiğe kapatılırsa nasıl olur ? düşüncesidir. Böyle bir yaklaşım hem ticari anlamda hem de yaşam alanları açısından daha zenginlik getirir düşüncesindeyim.

CL: Son olarak Cadde Life okurları için söylemek istedileriniz var mıdır?

İH: Ben bu markayı kurarken kızım için oluşturmayı planlamıştım. Şuan için üç kız babasıyım. Onların da bu işi yapmasını gönülden istiyorum. Ben ilerde bu işi onların alıp ilerletmesini bekliyorum. Ben işimi hep son derece dikkatli ve hassasiyetle yaptım. Kızlarıma devredene kadarda daha da dikkatli ve hassasiyetle yapmaya devam edeceğim. Bunun en önemli nedeni de; Kızlarım bu işi devir alıp yönettiklerinde iş yaptıkları kişiler, “sizin babanızı tanıyorum, sizler İzak Bey’in kızlarısınız değil mi? O çok doğru bir adamdı, babam babanızın kalitesinden bahsederdi” demesidir.

Röportaj: Melis Pirinçcioğlu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here