Korku Sineması

0
356
Korku Sineması

Korku Sineması

Cadılar Bayramı’nı geride bırakmışken izlemek için korkudan daha uygun başka hangi tür olabilir? İşte bu yüzden sizler için Hollywood sinemasında özel yer edinmiş kült korku filmlerinden 7’sini liste haline getirdik.

PSYCHO (1960 – ALFRED HITCHCOCK)

Korku ve gerilimden bahsedildiğinde hiç kuş usuz Alfred Hitchcock’un adını anmamak mümkün olmasa gerek. Psycho ise bir klasik olarak sinema tarihinde yerini edindi. Yönetmen bu film ile korkuyu o güne kadar alışılmış olandan farklı bir biçimde kurarak, alt metinlerine psikanalizi alarak ve yine alışılmış olandan farklı anlatım yöntemleri bularak, kendisinden sonra gelecek yalnızca psikolojik korkuları değil bütün bir sinemayı etkiledi.

THE EXORCIST (1973 – WILLIAM FRIEDKIN)

Sinema tarihinin en sansasyonel filmlerinden The Exorcist, seyirciyi ciddi biçimde etkilemeyi başarırken çeşitli tepkileri de beraberinde getirdi. Dinsel tarafı üzerinden yarattığı tartışmaların dışında dönemin yükselen feminizmine karşı Hollywood sinemasının ataerkil düzeni sürdürme çabalarına en iyi örneklerden biri olarak gösterilebilecek filmde, babasız

bir ailede ergenlik çağına gelmiş bir kızın bedeninin şeytan tarafından ele geçirilmesi metaforu üzerinden kadın cinselliği ve özgürlüğü bir tehlike olarak gösterilirken, film sonunda ise kadın, eril düzen tarafından ve yine bu düzenin istediği biçimde konumlandırıldı. Güçlü atmosferi, görüntüleri, akılda kalıcı sahneleri ve müziğiyle The Exorcist korku sinemasında klasikleşmekle kalmayıp bir alt türün gidişatını da belirledi.

HALLOWEEN (1978 – JOHN CARPENTER)

Cadılar bayramı ve korku sinemasının birlikte geçtiği bir içerikte John Carpenter’ın Halloween‘i elbette olmazsa olmazdır. Hitchcock’un Psychosuyla tohumları atılan slasher filmler yetmişler sonu ve seksenlerin başlarında altın çağlarını görürlerken cinselliklerini özgürce yaşayan gençlerin bir katil tarafından

katledildiği ancak özellikle genç  ve güzel kadınların pornografik biçimlerde öldürüldüğü bu alt türün klişelerini formüle etmede belki de en belirleyici film olan Holloween, ataerkil düzenin kendisine uygun biçimde davranmayan gençleri cezalandırarak intikamını aldığı bu tutucu filmlerin sembollerinden biri haline gelerek korkunun kültleşmiş örnekleri arasında yerini aldı.

THE SHINING (1980 – STANLEY KUBRICK)

Stephen King uyarlamalarının Hollywood korku sinemasında fazlaca yer edindikleri ve The Shining‘in bunlar içerisinde özel bir yerde durduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Tıpkı Hitchcock gibi Kubrick’in de, filmlerinden bahsedilirken adından söz edilmemesi olanaksız bir auteur olduğu düşünüldüğünde bu uyarlamanın da birebir bir uyarlama değil, bizzat yönetmenin imzasını taşıyan bir film olduğunu tahmin etmek hiç de zor değil. Kubrick, The Shining’de Amerikan toplumunun ve bu toplumu “var eden” değerlerin bir otel ve karakterler üzerinden alegorisini ve eleştirel bir temsilini sundu. Böylelikle film bugün dahil üzerine tartışılan bir sinema klasiğine dönüştü.

SCREAM (1996 – WES CRAVEN) 

Adı, slasher filmlerle özdeşleşmiş olan yönetmen Wes Craven, doksanların ikinci yarısında tıpkı A Nightmare on Elm Street ile yaptığı gibi akıllara kazınacak bir başka filme daha imza attı. Scream, slasher filmler için ikinci ve yeni bir soluğu işaret ediyordu. Craven, korkunun kült klasiklerine göndermelerle dolu bu postmodern filmde korku sinemasının klişeleriyle alay ederken aynı zamanda bu klişeleri yeniden üretti.

THE BLAIR WITCH PROJECT (1999 – DANIEL MYRICK & EDUARDO SANCHEZ)

Korku sinemasında el kamerası yöntemi hatırı sayılır bir popülarite kazandı. Paranormal Aktivite serisinin yakaladığı ün bunun en anımsanan örneklerinden olabilir. Ancak bu furyanın bir de atası vardı. The Blair Witch Project, sahte belgesel ve video kamera tekniğini ilk kullanan film olmasa da ilk kez bu denli popüler hale getireniydi.

THE RING (2002 – GORE VERBINSKI)

Hollywood sinemasında Japon korku uyarlamaları denildiğinde The Ring ilk akla gelenlerden olacaktır şüphesiz. Hideo Nakata’nın 1998 yapımı Ringu’sundan uyarlanan film, orijinal versiyonundan belirgin farklar taşımakla birlikte sevilmeyi ve ses getirmeyi başararak en akılda kalıcı Japon uyarlamalarından biri olarak hafızalara kazındı.

Sena Kürklü
17.10.2018

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here