Nedenler ve Amalar

0
109

Nedenler  ve amalar tükenmez, Neden mi?

Konuşmaya başladığınız günleri hatırlayamayacağınız kesindir. Hayata kelimelerle tutunmaya başlarken ve yaşamımız boyunca devam eden söylemlerimizde, bir kelime her lisanda insana yapışır. Öyle bir kelimedir ki bu, her fark ettiğimizde sonuna başka getiren, başındakinin anlamını değiştiren, hatta yok eden bir anlam yaratır;

Türkçede ‘’Ama’’, İngilizcede ‘’But veya So’’, İspanyolcada ‘’Pero’’ , Rusçada ‘’Ho’’, Almancada ‘’Aber’’

Uzadıkça gider birçok dildeki yazılışları.

“Ama” kelimesi sihirli bir açılım yapar konuşmalarımıza.

Söylenen cümlenin baş tarafını neredeyse yok eden bir başlangıç yapar.

“Bekleyin geliyor.” der gibi.

“Seni seviyorum, ama ….”

“Yapacaktım, ama….. “

“Borç verirdim, ama… “

Kendinden öncekini neredeyse yok sayan bu savunmacı üç harfli, bazı dillerde iki harfli, bazılarında kısa bir anekdot gibi gelen bu kelimeleri neden kullanırız?

Bazen tıkanırız, düğümlenir kelimeler boğazımızda, söylemek istediklerimizi söyleyemeyiz. Kısa bir duruş yapıp düşüneceğimize hemen bir “ama” yapıştırırız sonuna, sonra da devam eden ve beklentileri değiştiren bir hal alır konuşmalarımız.

İnsanoğlu hangi cins olursa olsun, karşısındakine derdini anlatmak istediğinde cümleler kurarak mili-saniyelerde yapılandırma yapar, bunları organizmasındaki her tür etkileşim ile kullanarak karşıya mesaj vermeye çalışır.İşte bu noktada imdada yetişen bu sihirli kelimenin söylenme amaçlarına bakalım isterseniz.

  • Ağzımızdan herhangi bir şekilde çıkan bu kelimenin doğru tanımlanması gerekir. Söylendikten sonra savunma yapmaya gerek yoktur.
  • Toplu bir ortamda, farklılık yaratılmasına, ya da aksinin iddia edilmesine de gerek yoktur. Kullanılan “ama” gerçekte bir işarettir.
  • İnsanları tanıyan, onların tepkilerini iyi analiz edebilen bir insan, bu kelimeyi kullandıktan sonra tüm konuşmalarını minimize edebilir ve yönetebilir. Ancak konuşan kişi, hızlı ve seri tepkiler veren biri ise kırıcı olması kaçınılmazdır. Naif ve ılımlı insanların kullandıklarında, peşinden savunma yaptıklarını görebilirsiniz, çünkü kırmak ve gücendirmek istemediğinden vurgularını bile değiştirir bu kelimenin.

Çoğumuz bunu kullanırken karşımızdakine bir özür gibi olan göndermeler yaparız.

“Sen borç istedin ya, gerçekten verecektim ama”

Devamını siz doldurun isterseniz

Bakın neler yazardınız.

“Olsa dükkan senin.’’

“Vardı da vermedim zannetme, kardeşime verdim bir hafta önce.’’

Şansa bak yahu, hep sen istediğinde olmuyor.’’

Hele en tehlikelisi

Seni seviyorum dostum, ama…’’

“Seni seviyorum ama, bunu bana yapmayacaktın.’’

“Seni seviyorum ama bir kez daha doğum günümü unutursan affetmem. ’’

“Seni seviyorum ama ölene kadar başkasını sevmeyeceğine söz var bana.’’

‘Ama’sız konuşmanın bir anlamı yok galiba gibi görünse de var tabii ki… Bazen karşıyı kırmayalım, özür dilemek yerine ona kısa bir mesaj verelim deriz ya, işte size benim kullandığım küçük öneriler…

“Veremedim çünkü…”

“Seviyorum seni çünkü…”

“Sana borç veremem çünkü…”

“Seninle ilgili çok değişik önerilerim olacak çünkü…”

“Çünkü’’

Bu kelimenin gücüne inanın ve destekleyin cümlelerinizi.

Hani altını beslediğiniz bir diğer kelime gibi, “Gerçekten’’.

Bu kelimeyle birleşen bir göz bakışı ve bu bakışla tamamlanan beden dili desteği, sizi karşıdaki insana karşı öyle güçlü yapar ki, inanamazsınız, deneyin ve görün.

‘’Gerçekten mi?’’  sorusuna, “Tabii ki” cevabı ile devam eden bir yapılandırmanın da inandırıcı gücünü hepimiz biliyoruz.

‘Nedenleri, amaları ve çünküleri devam ettiren güçlü söylemlerimizle inandıracağımız insanların bize olan güvenlerini pekiştirmeye yarayan sözcüklerin kullanımında hem kişisel kalitemiz, hem de toplumsal değerlerimizin daha iyi seviyelere geleceği bilinmelidir.

Güçlü yarınlar için güçlü ilişkiler ve toplumsal değerler için etik düşüncelerin önde olması dileklerimle, sevgiler…

Ve “Negatif sulardan pozitif limanlara” giden hedefler diliyorum.

Sinan Bayraktar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here