Op. Dr. Mert Demirel

0
396
Op. Dr. Mert Demirel

ESTETİK AMELİYATLARDA EKSİK PARÇA “CİLT”

Derler ki; siz zarfa değil, mazrufa bakın. Belki bir edebiyat eserini değerlendirirken doğru bir söz gibi gelse de, uğraşılan şey insan vücudu ise bu söz geçerliliğini kaybediyor. Yani diyoruz ki “zarf” ta önemli. Hatta zarf belki de en önemlisi.

ESTETİK OLARAK EN DEĞERLİ ORGANIMIZ CİLDİMİZ

Cildimizin olmadığını düşünün, bütün o kan damarları, sinirler, yağlar vs. görünür olduğunda ortaya çıkan şey, gerçekten korkunç olurdu. En kötü cilt bile bu halimizden güzel olurdu. O yüzden cildimize ne kadar iyi bakarsak, o kadar “estetik” olana yaklaşmış oluruz.

GÜZEL BİR CİLT NASIL OLMALI?

Rengi önemli değil, ama tek tonda olmalı. Nemli olmalı ama ıslak değil, canlı olmalı fakat yağlı değil, olması gereken yerler pembeleşmeli ama kırmızı değil, mümkünse kılsız, gözeneksiz olmalı. Ne çok kalın ne de çok ince olmalı. Dokununca buruşuk bir kağıt parçası gibi değil, elimize hafif etli gelmeli.

İÇTEN DIŞA CİLT GÜZELLİĞİ

Peki, yukarıda sayılan özellikteki cilt bir “ütopya” mı yoksa ulaşılabilir bir hedef mi?

Genetik; Elbette bu sorunun cevabı için başlangıç noktası önemli demeliyiz. Genetik olarak şanslı mıyız?

Hayır değiliz. Akdeniz ülkesi olarak çoğumuzun cildi, kolajeni erken kaybolan, renklenmeye müsait, kıl foliküllerinden yoğun. Ne yapalım? yani pes mi edeceğiz! Tabii ki hayır.

Su içmeli; Cilt yoğunluğunun korunmasında suyun önemi büyük. Bildiğinizi biliyorum ama söylemeden geçemedim.

Sigara içmemeli: Damarları nikotin vs. etkisi ile büzen sigara, cildin en büyük düşmanıdır. Ayrıca yapı taşlarının sentezine de engel olduğu için sigarayı sevmiyoruz.

Vitaminsiz olmaz: Yok hayır, eczaneye koşun avuç avuç hap yutun istemiyoruz. Dengeli beslenin. Doğal her şeyden tüketin. Özellikle yeşiller, kırmızılar! Fakat dilerseniz senede bir ya da iki defa vitamin kürleri yapabilirsiniz.

Güneşten korunun: En zoru bu değil mi? Kim nasıl anlayacak sizin tatile gittiğinizi başka türlü! Elbette can bronzlaşmak istiyor. O zaman ne diyelim, yapabildiğiniz kadar korunun. Şapkalar, gözlükler, kremler. Madem cildinizi biraz yoracaksınız, bari hiç olmazsa yüzünüzü kırıştırmayın.

Botilinum toksin: Bilinen adı bir ticari isim olan bu uygulama ile mimik kaslarının o fazla, anlamsız kasılmalarına son! Etkisi 4-6 ay arası süren bu uygulama, ofis tipi uygulamalarımız arasında. Acıyor mu? Acıyor ama yüzyılın buluşu. Hastasıyız!

Cilt bakımı: Bin bir türlü cilt bakım ürün ve şekillerinden birini seçin. Etkinliği gözle görünsün; yani sadece uygulayana öyle gelmesin. Uygulayan ve o ürünü satanların; “aaa ne kadar güzel oldu” lafı sizi etkilemesin. Kendiniz görün.

Biz kliniğimizde cihazlı bir sistem uyguluyoruz. Bu sistemle hem, trikolar radyo frekans başlığı ile cilt altını ısıtıyoruz ki bu bir miktar toparlanma da sağlıyor. Dönen pürüzlü bir başlık sayesinde peeling yapıyoruz. Bu peeling gözeneklerin vertikal mesafesini azaltıyor. Siyah noktalar aşama aşama azalıyor. Dönen başlığın ucundaki kimyasal, cilt üzerinde karbondioksitten zengin bir tabaka oluşturuyor ve vücut buna cevap olarak bu bölgeye oksijen hücum ettiriyor. O sebeple bu cihazın ismi de oksijene benziyor.

Dolgu: Çoğu ürün Hyaluronik asit jellerinden oluşur. Bazı markalarda hidroksiapetit kristalleri vs. de eklenebiliyor ama en güzeli (en güvenlisi) HA jelleri. Güvenilir bir markanın ürünlerini tercih edebilirsiniz. Dolgular bir çok amaçla kullanılabiliyor; İnce-kalın kırışıklıklar, volüm eksiklikleri, cilt hidrasyon desteği, simetri düzeltilmesi gibi.

Mezoterapi: Çoğu kez yalan bir dünyadır bu. Ancak benim deneyimlediğim aralarında gerçekten işe yarayan ürünler de var. Ben bir cerrah olduğum için, benim kullandığım ürünün ne yaptığını ilk önce benim görmem gerek. O sebeple içeriği serbest hyaluronik asitli, Mannitollü gençlik aşılarını kullanıyorum. Bir kaç seans uygulanıyor.

Dermapen: Madonna sayesinde dünya literatürüne giren bu uygulama, mikro iğnelerin ciltte oluşturduğu düzenli hasara verdiği tepki sayesinde, kolajen üretiminin artmasına dayanıyor. Bizde olanı bize veriyor aslında. Bir kaç seans uyguluyor. Ben, PRP uygulaması ile beraber yapıyorum.

P.R.P: Kendi kanımızdan üretilen bir kan ürünü. Kanımız santrifüj edilerek birtakım katmanlara ayrılıyor. Trombositten yoğun plazma denen kısım, tekrar vücuda enjekte ediliyor. Uygulandığı yerde bir “yangı” oluşturuyor. Büyüme faktörleri sayesinde o bölgeye iyileştirici hücreler göç ediyor. Anlayacağınız, yine kendi vücut fonksiyonlarımızı taklit ediyoruz; yani en doğal olanını.

KAYIP PARÇAYI BULMAK

Yıllarıdır, gerdiğimiz yüzlerdeki cilt kusurlarını görmezden geldik. Estetik burunlardaki gözenekleri, siyah noktaları, göğüs ameliyatları sonrası tam iki göğüsün arasındaki kırışıklıkları.

Bir bütün halinde düşünüldüğünde “estetik” tam anlamıyla gerçekleşiyor.

Cildinizi ihmal etmeyin. Biraz siz, biraz biz…

Op. Dr. Mert DEMİREL

Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here